Beşiktaş Otelleri Toplam 10 Otel Bulundu

Harita

Beşiktaş Otelleri

En Eski ve En Tarihi Yer ve Beşiktaş otelleri hakkından detaylar...

Beşiktaş Otelleri

Tarihi ilk çağlara uzanan Beşiktaş, tarih sayfalarında Kune Petro, İasonion, Sergion, Dafne ve Diplokionion olarak adlandırılmıştır. Osmanlı Dönemi nde Kaptan-ı Deryaların semti olan Beşiktaş adını, Barbaros Hayrettin Paşa nın gemilerini bağlamak için sahile diktiği beş taş direkten almıştır. Osmanlı zamanında yaptırılan saraylar ile yönetim merkezi olan Beşiktaş, Cumhuriyet in ilanı ile tarihi binalarını koruyarak yeni ve modern yapılaşmaya da kavuşmuştur. Beşiktaş 1930 da İstanbul Beyoğlu ilçesinden ayrılarak ilçe olmuştur. İstanbulun Avrupa yakasında bulunan Beşiktaş doğusunda İstanbul Boğazı Batısında Şişli , Kuzeyinde Beyoğlu, Güneyinde Sarıyere Komşudur.

Beşiktaş ın gezilecek doğal güzellikleri ise Naile Sultan Korusu, Yıldız Korusu, Naciye Sultan Korusu, Vakıf Korusu, Emir Erkayınlar Korusu, Arnavutköy Robert Koleji Korusu, Boğaziçi Üniversitesi Koruları İpar Korusu, Fransız Yetimhanesi Korusu, Kortel Korusu, Ayşe Sultan Korusu, ve kıyıdan 160m uzaklıkta olan Galatasaray Adası olarak ön plana çıkmıştır. Sınırları içinde Yıldız Teknik Üniversitesi Boğaziçi Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi nin merkez kampüsleri ile Bahçeşehir Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, ve Mimar Sinan Üniversitesi nin bazı ana birimlerini bulunduran Beşiktaş İlçesi nde 14 ü özel 44 ilköğretim okulu ve 7 si anadolu lisesi olmak üzere 25 lise bulunmaktadır.

1994 te Yılmaz Erdoğan ve Necati Akpınar tarafından kurulan Beşiktaş Kültür Merkezi kurulup tiyatro, televizyon, sinema ve organizasyon alanlarında zamanla adından söz ettirmiştir. Bunların dışında Ortaköy ve Akatlar Kültür Merkezleri ile Kuruçeşme Arena önemli şov ve gösteri mekanları arasında gösterilmektedir.  

Beşiktaş Otelleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

GEZİLECEK YERLER

Abbas Ağa Cami
Abbas Ağa Cami

Beşiktaş ta, Sinanpaşa Mahallesi nde, Selamlık Caddesi ile Abbas Ağa Cami Sokağı nın kavşağında bulunmaktadır.

Bânisi Darüssade Ağası Abbas Ağa dır (ö.1672 den sonra). Abbas İbn Abdürrrezzak adı ile de bilinmektedir. Osmanlı sarayının ünlü darüssade ağalarındandır. IV Mehmet in padişahlığı (1648, 1687) döneminde, saray hareminin ve haremağalarının etkinlik kazandığı yıllarda darüssaade ağası (1668, 1671) oldu. Edindiği servetle İstanbul un bir çok semtinde okul, cami, hamam ve çeşmeler yaptırdı. 1672 de darüssaade ağalığından azledilerek Mısıra sürüldü, orada öldü. Kahire de İmam Şâfi Türbesi Haziresi ne gömüldü.

Abbas Ağa Cami, Hadikatü l Cevâmi ye göre 1665 ,1666 da inşa edilmiştir. II.Mahmut tarafından 1834, 1835 te yeniden yaptırıldığı bilinmektedir. İlk inşasında caminin yanında bir sıbyan mektebi ile bir çeşmenin tasarlandığı, yapının bir hünkâr mahfili ile donatıldığı tesbit edilmiştir. Sıbyan mektebi günümüze ulaşmamıştır.

Caminin etrafı yüksek duvarlarla kuşatılmıştır. Çevre duvarının kuzey yönünde, biri ana girişe, diğeri de halen imam meşrutası olarak kullanılan hünkâr mahfiline geçit veren iki kapısı bulunmaktadır. Cümle kapısı ile cami arasındaki alan ahşap bir sakıfın altına alınmıştır. Cami, kapalı son cemaat yeri, enine dikdörtgen harim, harime batı yönünde bitişen hünkâr kasrı ve minareden oluşmaktadır. Duvarlar moloz taş ve tuğla ile örülerek ahşap bir çatı ile örtülmüş, duvarlara iki sıra halinde dikdörtgen pencereler dizilmiştir. Hünkâr kasrı ise ahşap olarak tasarlanmıştır.Son cemaat yerinin batı kenarında bağımsız bir girişle donatılmış olan hünkâr kasrının, II.Abdülhamit devri onarımında elden geçirildiği sanılmaktadır.

Harimde bulunan fevkani mahfil, doğuda ve batıda duvarların yarısına kadar, kuzeyde ise derinliğine gelişerek son cemaat yerinin üstünü kaplamaktadır. Petek kısmı prizmatik üçgenlerden oluşan silindir gövdeli minare, son cemaat yeri ile hünkâr mahfilinin birleştiği köşede, kare bir kaide üzerinde yükselmektedir. Mahfilin cephelerinde, başlıklarında küçük oyma gülçeler bulunan ahşap pilastrlar vardır. Küçük bir mihrabı olan son cemaat yeri ile ana mekan ahşap bir duvarla ayrılmıştır.

Harim tavanındaki ahşap işçilik dikkat çekicidir. Tam ortadaki avize, altın yaldızlı beyzi bir göbeğe asılmıştır. Tavan yüzeyi, kalın çıtalarla oluşturulmuş sekiz köşeli yıldızlar, kenarları yumuşatılmış dikdörtgenler ve çeşitli geometrik şekillerle düzenlenmiştir. Tavan kornişlerinde yelpaze şeklinde ajurlu konsollar, mukarnası andıran sarkıtlı süslemeler ve perde motifleri görülmektedir.

Mahfil kare kesitli ahşap sütunlara oturtulmuş, mihrap eksenindeki sütun açıklığı, eğri çizgilerden oluşan alınlıkla taçlandırılmıştır. Mahfilin kuzey ve doğu kanatları çatıdan mamul kafeslerle, insan boyunu aşacak yükseklikte kapatılmıştır. Hünkâr mahfili niteliğindeki batı kanadı özel bir oda olarak ayrılmış, dışarıdan aplike, renkli ahşap süsleme ögeleri ile kapatılan küçük kare mekânın üzeri bağdadi bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbenin içi yağlıboya akantus yapraklı bir süsleme ile bezenmiştir. Kareden kubbeye geçişte, köşelerde beliren üçgen alanlar, altın yaldızlı ışınsal süslemelerle kaplanmıştır. II.Mahmut devrinin özelliği olan söz konusu mekânda tavana kadar devam eden bir mihrap tasarlanmıştır. Ana mekânın, beyaz yağlıboya ile boyanmış olan mihrabı ile ahşap mimberi oldukça basittir. 

Barbaros Hayrettin Müzesi

İstanbul ili Beşiktaş ilçesi, Beşiktaş Meydanı nda bulunan bu türbe Kaptan ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa tarafından ölümünden önce 1541 de Mimar Sinan a yaptırmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa Osmanlı tarihinin ünlü denizcilerinden olup, Akdeniz de Osmanlı egemenliğini kurmuş ve Avrupalıların ortaklaşa düzenlediği donanmayı Preveze Deniz Savaşı nda yenmiştir. Barbaros Hayreddin Paşa, Gelibolulu bir sipahinin oğlu olarak 1470 li yıllarda Midilli adasında doğmuştur. Asıl ismi Hızır Reis olup, Hayreddin ismi Kanuni Sultan Süleyman 1520 /1566 tarafından verilmiştir. Barbaros un sakalının kızıl olmasından ötürü de Avrupalılar tarafından Kızıl Sakal anlamında Barbarossa ismi yakıştırılmıştır. 
Türbe Klasik Osmanlı türbe mimarisi üslubunda, kesme köfeki taşından sekizgen gövdeli olup, üzeri sekizgen kasnak üzerine oturtulmuş kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı dışındaki cephelerinde iki katlı birer penceresi bulunmaktadır. Bunlardan alt sıra pencereler dikdörtgen söveli, üst sıradakiler de sivri kemerli ve alçı şebekeli olmak üzere toplam on dört penceresi cardır.
Türbe girişinde iki tam, iki yarım sütunun taşıdığı, üzeri ayna tonozlu, revaklı bir giriş kısmı bulunmaktadır. Bu tonozun içerisi kalem işleri ile bezenmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi yazmaktadır.

Barbaros Hayrettin Müzesi
Deniz Müzesi
Deniz Müzesi

İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, İskele Meydanı nda bulunan Türk denizciliği ve deniz tarihi ile ilgili eserlerin sergilendiği müzenin ilk atılımını Bahriye Nazırı Bozcaadalı Hüseyin Hüsnü Paşa 1897 yılında yapmıştır. Hüseyin Hüsnü Paşa nın emri ile Amiral Arif Hikmet Paşa ve Yüzbaşı Süleyman Nutki Bey Taşkızak Tersanesi nde, eski mayın deposunun üst katında Deniz Müzesi ve Kütüphanesi ismi ile kurulmuştur.

Bu müzede sergilenen eserler denizcilikle ilgili kişi ve kurumlardan sağlanmıştır. Müze Bahriye Nazırı Cemal Paşa zamanında ressam Ali Sami Boyar ın çabaları ile 1914 yılında genişletilmiştir. Müzede sergilenen eserler arasında çeşitli haritalar, fenerler, sancaklar, alemler başta olmak üzere Türk denizcilik tarihi ile ilgili eserler bulunmaktadır. Bunların arasında Trablusgarplı İbrahim Reis in 1462 de ceylan derisi üzerine yaptığı Akdeniz haritası, Piri Reis in kitap-ı Bahriyesi isimli eserler de bulunmaktadır. Ayrıca sancak kuranları, deniz kuvvetlerinde hizmet etmiş gemiler, onlara ait jurnal, seyir defterleri, isim plaketleri, sancaklar bulunmaktadır. Günümüzdeki Deniz Müzesi binası üç katlıdır. Müze giriş holü dışında silahlar, tershaneler salonu, Kırım Savaşı salonu, Mahmudiye Kalyonu salonu, Atatürk salonu, kaza şehitleri salonu ve tarihi kayıklar galerisinden meydana gelmiştir. Bodrum katı duvarları devrin tanınmış hattatlarının denizcilikle ilgili levhaları ile İstanbul un panaromik resimlerine ayrılmıştır. Bu bölümdeki özel mekânlardan birisinde de Yavuz Kruvazörüne ait anı eşyaları ile objeler sergilenmiştir. Müzenin zemin katındaki giriş holünde Barbaros Hayrettin Paşa nın Preveze Deniz Savaşı sırasında kullandığı söylenen sim işlemeli sancağı bulunmaktadır. Ayrıca bu kattaki odalarda Atatürk ün kullandığı eşyalar ayrı bir odada sergilenmiştir. Müzenin silahlar ve tersaneler salonunda XVII / XIX. yüzyıllarda yapılmış çeşitli ülkelerin ateşli ve kesici silahları, denizcilikle ilgili tablo ve resimler, Kırım Savaşı ve Mahmudiye Kalyonu na ait anılar sergilenmiştir. Müzenin üst katındaki iki büyük salon resim ve tablolarla süslüdür. Burada I. Dünya Savaşı na ayrılan salonda savaşla ilgili eserlere yer verilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı

Üsküdar ın tam karşısında yerini alan Dolmabahçe Sarayı nın olduğu bölge bundan 400 yıl önce Boğaziçi nin büyük bir koyuydu. Geleneksel deniz törenlerinin yapıldığı ve Osmanlı Amirlerinin gemilerini demirledikleri bu alanın zamanla bataklığa dönüşmesi üzerine 17. yüzyılda doldurulmaya başlandı.

Alan sultanların eğlenceleri ve dinlenmeleri için düzenlene bir has bahçe ye dönüştürüldü. Buraya çeşitli dönemlerde yapılan saraylar ve kasırlar topluluğu uzun bir süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı. Sultan Abdülmecit tarafından kullanışsız olduğu gerekçesiyle yıkıldı ve 1843 yılında 15.000 metrekarelik alan üzerine Dolmabahçe Sarayı nın inşasına başlandı.


7 Haziran 1856 yılında kapılarını açması üzerine Topkapı Sarayındaki padişahlar buraya taşındı. Alışılmışın dışında olan bu saray görenleri kendine hayran bırakan bir şaheserdir.


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında İstanbul daki çalışmalarını burada yürütmüştür ve burada da vefat etmiştir. 1984 yılından itibaren de müze saray olarak kullanıma açılıştır.

Bu görkemli yapıyı ve muazzam görüntüsüne tanıklık etmek için vazgeçilmez bir yerdir. Aynı zamanda tarihi izlerin büyüsü altına gireceğiniz bir mekândır. Şimdi siz değerli misafirlerinin bu tarihe tanıklık etmesi için beklemektedir

Dolmabahçe Sarayı
Seyh Zafir Türbesi
Seyh Zafir Türbesi

İstanbul Beşiktaş ilçesi, Yıldız Mahallesi, Balbaros Bulvarı  nın yanı başında, Yıldız Caddesi  nde bulunan Şeyh Zafir Türbesi, Ertuğrul Dergâhı  nın bir bölümünü oluşturmaktadır. Yapı topluluğunu Sultan II. Abdülhamid 1876/1909 Şazeli Tarikatının önde gelen şeyhlerinden Şeyh Hamza Zafir Efendi adına 1887 yılında yaptırmıştır. 
Yakın tarihlerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından dergâh ile birlikte restore edilmiştir. Mimar Raimando D  aronco  nun XIX. yüzyılda İstanbul mimarisine getirmiş olduğu Art Nouveau üslubunda bir yapı olan türbe, kütüphane ve çeşme ile aynı üslupta tasarlanmış olup, kesme taştan yapılmıştır. Kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü türbenin farklı bir görünümü vardır. Cephede ince uzun bir niş içerisinde pencere ve bunun iki yanında da kare söveli birer pencereye yer verilmiştir. Bütün bunlar dışarıya taşkın yuvarlak bir saçak içerisine alınmıştır.

Taksiarhes Rum Kilisesi

Arnavutköy de Dere ve Abdullah Molla sokaklarının arasında, yüksek duvarlarla çevrili geniş bir avlunun içerisindedir.
XIX. Yüzyılın ikinci yarısında düzgün kesme taştan inşa edilmiş, kapalı yunan haçı plânlı Rum ortodoks kilisesidir. Apsis yuvarlak olarak dışarı taşkın olup üzeri ana mekanın çatısından alçak bir yarım kubbe ile örtülüdür. Orta mekanın üzerini basık kasnaklı bir kubbe örter. Dış cephede yuvarlak kemerlerin içerisinde üçüzlü ve ikizli pencereler yer alır. Avluda Azize Paraskevi ye ithaf edilen bir ayazması vardır.

Taksiarhes Rum Kilisesi
Yıldız Sarayı
Yıldız Sarayı

III. Selim in annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış olan saray, II. Abdülhamit döneminde Osmanlı devletinin ana sarayı olarak kullanılmıştır.

İstanbul un Beşiktaş ilçesinde bulunan saray, Dolmabahçe Sarayı gibi tek yapı şeklinde değildir. Marmara denizi sahilinden başlayarak kuzey batıya doğru tüm yamacı kapsayan bir bahçe ve koruluk içerisinde yerleşmiş köşkler, saraylar, yönetim, parklar, koruma ve servis yapıları bütününü teşkil etmektedir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise padişahlar için bir av yeri olarak kullanılmıştır. Saray yapıldıktan sonra gereksinim oldukça yeni yapılar eklenmiştir. Bütün bu yapıların hepsi özel bir mimariye sahiptir. Görenlerin hayranlık duyduğu bu yapı zamanla yaşam alanı haline getirilmiştir.

Döneminde önemli siyasi görüşmelerin yapıldığı bir merkez haline gelen Yıldız Saray ı bugün de turistlerin ziyaret ettikleri en önemli adreslerden biri haline gelmiştir.

Muazzam yapısı ile görenleri kendine hayran bırakan yıldız Saray ı şimdi siz değerli misafirlerini bekliyor. Farklı bir tarih ambiyansına şahit olacağınız bu sarayı mutlaka gezi listenize eklemelisiniz. İstanbul sizlere unutulmaz bir tarihi şölen yaşatacaktır.