Beyoğlu Otelleri

Gecesi Gündüzü Aynı coşkusu ile Beyoğlu otelleri sizleri bekliyor...

Beyoğlu Otelleri

Beyoğlu ilçesi günümüzde, 45 mahalleden ve yaklaşık 225 bin yerleşik nüfustan oluşan bir yerleşim yeridir. İş, eğlence ve kültür merkezi olması nedeniyle bu ilçe sınırları içerisindeki gündüz ve gece nüfusu birkaç milyonu bulmaktadır. Bazılarına göre Beyoğlu, Karaköy den Taksim e kadar uzanan bölgedir. Bazılarına göre de,Tünel Meydanı ndan Taksime uzanan bölümden oluşmaktadır.

Bugün İstanbul iline bağlı Beyoğlu ilçesi; Haliç in kuzeyinde Kasımpaşa bölgesinin batısıyla, Dolmabahçe (Gazhane) vadisi arasında kalan alanı kapsamaktadır, Şişli ve Beşiktaş ilçeleriyle sınırdaştır. Ancak halk arasında Beyoğlu adı, kentin önemli kültür, eğlence ve iş merkezlerinden olan ve Galatasaray ı Taksim Meydanı na bağlayan İstiklal caddesi ve çevresi için kullanılmaktadır. Bugün Beyoğlu ilçesinin sınırları içerisinde çok sayıda önemli kurum ve mekan bulunmaktadır. 

Beyoğlu Otelleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

GEZİLECEK YERLER

Ağa Cami
Ağa Cami

Beyoğlu  nda İstiklâl caddesindedir. Caminin batısı Sakızağacı Caddesi  ne, kuzeyi Maliyeci Sokağı  na bakmaktadır. 1003/1594 yılında Galatasaray ağası Şeyhülharem Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmış. II.Mahmut ise 1834 yılında camiyi onartmıştır. Doğudan Rumeli han  a bitişik olan caminin etrafı çevre duvarıyla kuşatılmıştır. Maliyeci Sokağı  na bakan ana kapıdan avluya girilmektedir. Tamamı kesme taş olan yapının tüm kenarları taraklı mozaikle çerçeve içine alınmıştır. Cami, üstte sivri kemerli, dıştan revzenle kaplı, içeriden sitilize Türk çiçek motifli, renkli cam pencerelerle, altta ise dikdörtgen kesitli ve demir parmaklıklı iki sıra pencereyle aydınlatılmıştır. Yapıyı saçak hizasında dolaşan palmet frizinin hemen altında bir üçgenler kuşağı yer alır. Dışarıdan çokgen bir çıkma yapan mihrabın hemen arkasında, içinde bânisinin gömülü olduğu bir hazire yer alır. Caminin kuzeybatısındaki kesme taş minarenin, dikdörtgen kesitli kaidesinden petek kısmına, prizmatik üçgenlerle geçilmiştir. Silindir gövdeli ve şerefe korkulukları kesme taş olan minare, ahşap üzerine kurşun kaplı bir külah ile örtülmüştür.
Dört basamakla çıkılan kâgir son cemaat yerinden bir kapıyla harime geçilmektedir. Girişte, fevkâni mahfilin tam altında kalan iki bölüm sağ ve solda ahşap korkuluklarla ayrılmıştır. Harim, mahfilin altında kalan giriş bölümüne göre biraz daha yükseltilmiştir. İki basık paye, kuzeybatıdan bir merdivenle çıkılan fevkani mahfili taşır. Payelerle mahfilin birleştiği yeri mukarnaslı konsollar desteklemektedir. 
Mahfilin altı kalem işiyle bezenmiştir. Enine dikdörtgen harim, kenarları parhlanmış iki paye ile üçe ayrılmıştır. Payeler, zeminden belirli bir yüksekliğe kadar on iki köşeli yıldızlardan oluşan geometrik süslemeyle kaplıdır. Tavan, klasik üslupta kalem işi ile bezelidir. Mahfil seviyesinden başlayan siyah üzerine altın yaldızlı yazı kuşağı iki koldan mihrabın tepeliğine kadar dolaşır. Duvarlar, zeminden itibaren pencerelerin ortasına kadar mavi, yeşil fayanslarla kaplıdır. Caminin içi, klasik motifler kullanılarak Kütahya çinileriyle, pencereler ise kalem işleriyle süslenmiştir

Galatasaray Hamamı

En eski hamamlardan biri olan Galatasaray Hamamı, Sultan ll. Beyazıt tarafından inşa ettirilmiştir. Dönemin zatlarında olan Gül Baba'ya söz veren ll. Beyazıt bu hamamı yaparak sözünde durmuştur. Yüzyıllar boyu kullanılan hamam, dönemin paşalarını, kadılarını ve padişahlarını ağırlamıştır. Geçmişteki özelliğini hala korumaya devam eden Galatasaray Hamamı, gün geçtikçe daha çok ilgi görmüş ve önem kazanmıştır. Aynı zamanda turistlerin ilgisini çekmekle birlikte birçok ziyaretçisine de hizmet sunmaktadır. Beyoğluilçesinde bulunan Galatasaray Hamamı, bu bölgedeki önemli tarihi yapılardan birtanesidir. 

Galatasaray Hamamı
Güzelce Kasımpaşa Cami
Güzelce Kasımpaşa Cami

Caminin dış mimarisi kadar iç mekânı da oldukça dikkat çekicidir. Caminin iç mekanında kalem süslemeleri ve yazılar ilk göze çarpan detaylar arasında. Güzelce Kasımpaşa Camii, günümüzde ibadete açıktır. 1533/1334 yılları arasında inşa edilmiş olan cami, Bahariye Caddesi üzerinde yer almaktadır. Banisi ise Kanuni Sultan Süleyman  ın vezirlerinden olan Güzelce Kasım Paşa  dır. 
Caminin mimari yapısı incelendiğinde tek kubbeli, kare planlı olduğu görülmekte ve cemaat yeri girişte bulunmaktadır. Mimar Sinan eserlerinden olan Güzelce Camii Beyoğlunun ev sahipliği yaptığı tarihi ibadet mekanlarından bir tanesidir. 

İngiliz Deniz Hastanesi Kulesi

İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, Bereketzade Sokağı  ndaki bu yapı bir İskoç Şatosu görünümünde olup, günümüzde Beyoğlu Hastanesi olarak kullanılmaktadır. Kapitülasyonların verildiği dönemde İstanbul limanına gelen İngiliz gemicilerinin çoğunun hastalanması üzerine onların tedavisi için İngiliz hükümetince yaptırılmıştır. 
Sekizgen kasnaklı olan kulenin yüksek kaidesinin köşeleri gömme payelerle hareketlendirilmiş olup, bu payelerin üzerlerinde dışarıya taşkın çörtenler bulunmaktadır. Sekizgen cephede bir cephe sağır ve küçük sütunçelerle süslü, diğeri ise yuvarlar kemerli ikizli pencerelerle hareketlendirilmiştir. Buradan daha küçük ikinci bir sekizgen gövdeye geçilmektedir. Bu iki bölüm arasını ise çepeçevre bir sahanlık çevrelemektedir. Bu sekizgen gövdenin üzerinde çeşitli küçük pencereler açılmıştır. Kulenin üstünü ise basık yuvarlak bir kubbe örtmekte olup onun da üzerinde bir bayrak gönderi bulunmaktadır. 1904  de Plânını H.Percey Adams  ın çizdiği L biçiminde bir plana sahip olan bu yapının kanatların kesiştiği köşesinde yer alan çok uzaklardan bile görülebilen yüksekçe bir kulesi bulunmaktadır. 
Ayrıca her iki cephesinde de uçlarda birer küçük kule bulunmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan bina ve kule, mimari bakımdan bir bütünlük içindedir. L şeklindeki binanın birleştiği yerin beşinci katından itibaren kule yükselmektedir. İngiltere  nin mülkiyetinde bulunan British Seaman Hospital isimli bu hastane binası 1924  de Kızılay  a devredilmiş, Kızılay da 1933  de binayı İstanbul Belediyesi  ne vermiş ve böylece İstanbul  daki Belediyeye ait ilk hastane olarak kurulmıştur.

İngiliz Deniz Hastanesi Kulesi
İstiklal Caddesi
İstiklal Caddesi

19. yüzyıldan beri ününü koruyan cadde, Tünel ile Taksim Meydanı arasında yer almaktadır. Farklı ülkelerden gelen insanlar adeta bu caddede kültür mozaiği oluştururlar. Gezi için İstanbul a gelen turistler ise İstiklal Caddesi ne yakın otellerde konaklamayı tercih etmektedirler.


Burada istediğiniz gibi alışveriş yapabilir, yorulduğunuzda oturabilecek bir cafe bulabilirsiniz. Her etnik kökenden insanın gidip gördüğü caddenin, herkesi kendine hayran bırakan bir tavrı vardır. İstiklal Caddesi; dostlarla, ailelerle ve kol kola girmiş sevgililerle renklenir her gün. Aşkların yaşandığı, aşkların bittiği bu cadde çoğu insana ilham kaynağı olmayı da ihmal etmemiştir. Şarkılara konu olmuş şiirlerin mısralarını süslemiştir. Anlatılamayan İstanbul un bir özetidir İstiklal Caddesi. Size siz olduğunuzu hissettirir. Eğer bir hafta sonunuzda ne yapacağınız hakkında bir karara varamadıysanız İstiklal Caddesi ni tercih edebilirsiniz. İstanbulun en köklü yerlerinden birisi olan İstiklal Caddesi en işlek ve en kalabalık caddelerinden birtanesidir.

Kasımpaşa Büyük Hamam

Beyoğluna gelen yerli ve yabancı turistlerin merak ettiği ve özellikle yabancı turistlerin Türk hamamı kültürünü tanımak için mutlaka uğradığı mekânların başında geliyor Kasımpaşa Büyük Hamamı.
Kasımpaşa Büyük Hamamı, Camiikebir Mahallesinde bulunuyor ve bölgedeki gezi alanlarına oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Hamam, uzun yıllardır bir aile tarafından işletiliyor. Son yıllarda Kasımpaşa nın yabancı turistler tarafından keşfedilmesi, hamama gelen ziyaretçi sayısını da arttırmıştır.

Kasımpaşa Büyük Hamam
Kılıç Ali Paşa Hamamı
Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç  Ali Paşa Hamamı, Tophane Kemankeş Mahallesinde yer almaktadır. Hamam içerisinde dinlenme alanları masaj odaları ve cafeler bulunmaktadır.
Osmanlı döneminin önemli askerlerinden biri olan Kılıç Ali Paşa  nın yaptırdığı hamam günümüzde de işlevselliğini korumakta ve yüzyıllara meydan okuyan mimarisiyle göz doldurmaya devam etmektedir. Kılıç Ali Paşa tarihte, Osmanlı Devleti  nin Kaptan ı Derya  sı ve Akdenizde Osmanlı bayrağını dalgalandıran kişi olarak biliniyor. Tabii bu başarılı Osmanlı askeri esasında küçükken esir düşmüş ve Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yetiştirilmiştir. 
İsmini banisinden alan Kılıç Ali Paşa Hamamı, Mimar Sinan eserlerinden birisidir. Hamam görkemli bir kubbeye sahip olup, mimarisi incelendiğinde zaten Koca Sinan  a ait olduğu kolayca anlaşılıyor. Hamamın yapılış tarihi 1578/1583 arasıdır.

Kırım Kilisesi

Galip Dede Caddesi ile Serdarıekrem Sokağının arasındadır. Evvelce üzerinde Rum mezarlığının bulunduğu bu arazi Abdülmecid 1839/1861 tarafından İngilizlere Kırım Savaşı  nın anısına bir kilise yapımı için verilmiştir. Projesini G.Street  in çizdiği bu kilisenin temeli 19 Ekim 1858  de atıldı ve 22 Ekim 1868  de ibadete açıldı. 1970  de cemaatinin olmaması yüzünden kilise kapatıldı ve içeriye binayı muhafaza etmek için bir bekçi konulduysa da bu kişi kilisenin içindeki kıymetli eşyaların yok olmasına sebep olduğu gibi bina bakımsızlıktan harap bir hale geldi. 1991  de Sri Lanka  dan gelen Anglikan mültecilerin İngiliz konsolosluğuna müracaatları ile Konsolosluktaki Anglikan şapelinin rahibi İan Sherwood  un yönetiminde kilise temizlenip onarılarak tekrar ibadete açıldı. Neogotik üslupta yapılmış olan bu kilisede kullanılan kırmızı renkteki taşlar Malta  dan getirilmiştir. Dikdörtgen bir yapı olan binada yuvarlak kemerli ikizli pencerel ile içerisinin ışık alması sağlanmıştır. Ana girişin iki yanında sivri kulahlı iki küçük kule bulunmaktadır. Yan tarafındaki çan kulesi baldakin tarzında olup sivri külahlıdır. Üst örtüsü çift meyilli kiremit kaplı çatıdır.

Kırım Kilisesi
M. Rahmi Koç Sanayi ve Teknoloji Müzesi
M. Rahmi Koç Sanayi ve Teknoloji Müzesi

İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, Haliç  in kuzey kıyısında, Hasköy Piri Paşa Mahallesi  nde yer alan M.Rahmi Koç Sanayi ve Teknoloji Müzesi iki ayrı binadan oluşmuştur. Bu yapılardan bir tanesi Osmanlı Lengerhanesi, diğeri de Hasköy Tershanesi  nin bir bölümüdür.  Lengerhane, Sultan III. Ahmet 1703/1730 zamanında XII. Yüzyıldan kalma bir Bizans temelleri üzerine yapılmıştır. Lenger sözcüğü çıpa ve zincir anlamına gelmektedir. Lengerhane olarak da çıpa ve zincirlerin yapıldığı yer tanımlanmaktadır. Lengerhane Sultan III. Selim 1789/1807 zamanında restore edilmiş. 
Cumhuriyetin ilanından sonra 1951 yılına kadar Maliye Bakanlığı tarafından kullanılmış, Tekel Cibali Tütün Fabrikası  nın ispirto deposu olmuştur. Garanti Koza firmasının yaptığı restorasyon çalışmasından sonra Rahmi Koç Sanayi ve Teknoloji Müzesi olarak 13 Aralık 1994  te ziyarete açılmıştır. Müzenin gelişmesi sonucunda bina yetersiz kalmış, Lengerhane binasının karşısında bulunan harabe halindeki Hasköy Tersanesi satın alınmış, tarihi kızak orijinaline uygun olarak restore edilmiştir. 
Müzenin denizcilik bölümü ayrı bir önem taşımaktadır. Bu bölümde eski dalgıç giysileri, dalgıç donanımları, gemi modelleri, gemi figürleri, gemi yelken donanımları, kampanalar, yalpa müşirleri, fenerleri görülmektedir. Ayrıca çeşitli gemilere ait resimler de duvarlara yerleştirilmiştir. Bunların yanı sıra XIX. yüzyıl sonunda İngiltere  de nehirlerde kullanılmış çift kürekli gezinti kayıkları, pusulalar, sekstantlar, deniz kronometreleri de vitrin içerisinde yer almaktadır. Müzenin bu bölümünde bir köşeye 1922 yılında İngiltere  de yapılmış John Mc. Kay isimli geminin orijinal parçalarından yararlanılarak yapılmış telsiz odası ile kaptan köşkü yapılmıştır. 
Buradaki seyir aletleri, anons devreleri, gerçek bir kaptan köşkünü çağrıştırmaktadır. Müzenin bir diğer bölümünde ise, buhar makineli gemilerin buhar basınç göstergeleri, buhar ile çalışan tulumbalar, onlara yardımcı makineler, pervaneler, şaftlar ve dıştan takma deniz motorları sergilenmektedir.

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

Tarlabaşında Karakurum Sokağında yer almaktadır. İstanbul  da Süryanilere ait tek kilise olarak bilinmektedir. Süryaniler litürjiye göre Nuh peygamberin oğlu Sam  ın oğlu Aram  ın soyundan gelmişlerdir. Sami kavimlerinin bir kolu sayılır. M.Ö.XIV.Yüzyılda Hitit İmparatorluğunun çöküşünden sonra kuzey Suriye  den Şeria nehrine kadar Ön Asya  da egemen olmuşlardır. Süryaniler, kökeni Urfa kilisesine dayanan ve Asur ırkından olan doğu Süryanileri (Nasturiler) ile kökeni Antakya kilisesine dayanan ve Arami ırkından olan batı Süryanileri olmak üzere ikiye ayrılırlar. Aramca konuştukları, snoptik incillerden Matta İncili  nin Arami dilinde yazılıp sonradan Yunanca  ya çevrildiği yolunda güçlü kanıtlar ileri sürülmektedir. Günümüzde de Süryaniceye en yakın dil işte bu aramcadır. Hıristiyanlığı ilk kabul eden toplum olduğu için de kendilerine 1845  den itibaren Kadim ”sıfatı yakıştırılmıştır. İsa  nın çağında doğu  da Urfa putperest inancındaydı Kilise tarihçisi Eusebius  un yazdıklarına göre Kral V.Abgar bir cilt hastalığına tutulur tedavi için İsa  yı Urfa  ya çağırır. İsa çarmıha gerildiği için havarilerinden Thomas  ın kardeşi Addai (Thaddeus) Urfa  ya gider. Kral Abgar İsa  nın fikirlerine inanır, hıristiyanlığı kendisi ve toplumu için kabul eder. Anadolu  daki Süryani cemaatinin İstanbul  a gelmesi iki göç dalgası ile oluşmuştur. Birincisi Bitlis, Diyarbakır, Mardin, Midyat ve Nusaybin  den 1830 yılından itibaren başlar ve Cumhuriyetin ilanına kadar devam eder. İkinci dalga ise yine aynı kentlerden ve köylerden Cumhuriyet sonrası olmuştur. İstanbul  a ilk yerleşen Süryaniler, ibadetlerini yapabilmek için Tarlabaşı  nda ahşap küçük bir ev satın alırlar. 1844  de Patrik Mor Ignatios II.Yakup cemaatini ziyaret için İstanbul  a geldiğinde bu küçük evi kiliseye çevirmeyi düşünür ve Sultan Abdülmecid  e müracaat eder, isteği olumlu karşılanır ve ev yıkılarak yerine ahşap bir kilise inşa edilir. Meryem Ana  ya ithaf edilen bu kilise 1870 Beyoğlu yangınında tamamen yanar. 1880  de bu sefer kargirden yeniden inşa edilir. İkinci göç dalgasıyla artan nüfusun ihtiyacı karşılanamadığından Süryani Kilisesi Vakfı tarafından etrafındaki evler satın alınır ve 1961  de gerekli yasal izinler alındıktan sonra bugünkü kilise yapılır ve 3 Kasım 1963  de Patrik Mor İğnatios III. Yakup tarafından törenle ibadete açılır. Kilise  nin inşaatında Mardin  den getirilen ,taş oymacılığı ve taşçı ustaları olan Sait Mimarbaşı, İskender Aktaş ve Lole Ertaş ve ekibinin ustaları ile yine Mardin  den getirtilen taşlarla inşa edilmiştir. 

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi
Nevizade Balık Pazarı
Nevizade Balık Pazarı

Tarihi Beyoğlunun özellikle akşam saatlerinde en kalabalık noktalarının başında gelen balık pazarı Nevizadeye ve güzelliğine büyük bir hareketlilik kazandırmaktadır. Nevizade balık pazarı, sokağın hemen girişinde bulunmakta ve bölgeye gelen turistlerin mutlaka uğradığı noktalardan biridir. Boydan boya dizilmiş balıkçılar ve balık restoranları her akşam keyifli dost sohbetlerine ev sahipliği yapmaktadır. Beyoğlu nun tarihine ışık tutan yapıları ziyaret ettiğiniz veya arkadaşlarınızla İstiklal Caddesi boyunca gezintiye çıktığınız bir gün Nevizade deki balık pazarına gidip mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında gelmektedir.

Taksim Cumhuriyet Anıtı

İstanbul ili Beyoğlu ilçesi, Taksim Meydanı  nda bulunan Cumhuriyet Anıtını İtalyan Heykeltıraş Pietro Canonica  1928 yılında yapmıştır. Cumhuriyet i simgelemek amacı ile yapılan bu anıt, İstanbul Milletvekili Hakkı Şinasi Paşa  nın başkanlığında 1925 yılında bir komisyon oluşturulmuş Pietro Canonica ile bağlantı kurulmuş ve bu anıtı yapması istenmiştir. Anıtın yapımı 2,5 yıl sürmüş, halkın maddi katkılarıyla yapılmış olup, yapımında taş ve bronz birlikte kullanılmıştır. Anıtın Taksim e dikilmesi ile birlikte burada bir meydan ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Mimar H.Prost  un düzenlediği proje çerçevesinde çevrede istimlâkler yapılmış bu arada tarihi Taksim Kışlası da yıktırılmıştır. İtalyan Heykeltıraş Pietro Conanico tarafından yapılan bu anıt İstanbul  a vapurla getirilmiş ve 23 günde monte edildikten sonra 8 Ağustos 1928  de törenle açılmıştır. Anıt yuvarlak bir meydan ortasında yer alıp, iki tarafı bombeli ve dört köşelidir. Çevresi 17 m. olup, 60 m2  lik bir alanı kapsamaktadır. Anıtın iki yüzüne yerleştirilen bronz figürler ulusal mimariden esinlenilerek yapılmıştır. Kemerli taş kaide üzerinde 11 m. yüksekliğindeki anıtın kaidesinde pembe Trentino ve Torino şehri yakınındaki Suza bölgesi mermerleri kullanılmıştır. Anıtın bir yüzü Kurtuluş Savaşı  nı, diğer yüzü de Cumhuriyet Türkiye  sinin simgelenmesine ayrılmıştır. Anıtın kuzey yönünde Atatürk sivil giyimli olarak İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve o dönem Türkiye  sinde Cumhuriyet  in kuruluşunda yardımları olan yabancı devlet mensupları, askerler ve halkla birlikte tasvir edilmiştir. Anıtın Harbiyeye yönelik bölümünde ise 30 Ağustos Zaferi canlandırılmış olup, burada Atatürk  ün Kocatepe Savaşı, askerleri ve kadınları ile birlikte gösterilmiştir. Buradaki Atatürk  ün heykeli, Milli Mücadele sırasında Ethem Hamdi  nin çektiği fotoğraf esas olarak canlandırılmıştır. Anıtın dar yüzlerinde kahramanlığın timsali olan sancaklı birer asker heykeli, önlerindeki madalyonlarda da iki kadın portresi vardır.

Taksim Cumhuriyet Anıtı
Taksim Gezi Parkı
Taksim Gezi Parkı

İstanbul Beyoğlu ilçesinde bulunmakta olan Tarihi Taksim Gezi Parkı 1806 lı yıllara dayanmaktadır. Taksim Meydanı ve Elmadağ semtleri arasında bulunan park, 1806 senesinde Halil Paşa Topçu Kışlası adı altında yapılmış ve Pek çok savaş görmüştür ve çoğu kez onarımdan geçmiştir. Ancak mimari açıdan büyük bir öneme sahip olsa da 1940 yılında İstanbul Valiliği görevinde olan Lütfi Kırdar tarafından yıkım emri ve kararı alınmıştır. Kışla yıkıldıktan sonra çevresinde yapılan otellerin alanlarında düzenleme yapılarak bu park alanı gittikçe küçülmüştür. Fakat hala ziyaretçilerini ağırlayan Taksim Gezi Parkı, günümüzde önemli dinlenme alanlarından biridir. Sık sık yenilikler yapılan park, her yeni görüntüsünde daha bir çekici duruma gelmektedir. Taksim'in nefes alma mekanı olan Gezi Parkı'na sabahları yürüyüşe çıkabilir yada kitap okumanın zevkine varabilirsiniz.

Saint Antuan Kilisesi

İstiklal Caddesi üzerinde demir parmaklıklı bir kapı ile girilen geniş bir avlunun içindedir. Avlunun iki tarafında bu komplekse ait çeşitli binalar yer almaktadır. Mimar Giulio Mongeri nin 1875/1953 Lombardia Gotiği stilinde bir eseri olup inşaata 1906 da başlanmış ve 12 Agustos 1912 de ibadete açılmıştır. Beyoğlu nun ilk betonarme yapılarından olan bu kilisenin dışı kırmızı tuğla kaplı, Latin haçı plânlı, oldukça devasa boyutlu bir kilisedir. İç kısımda mübalağaya kaçacak kadar çeşitli malzeme ,heykel ve resim kullanılmıştır.

Ana apsis’de ahşaptan çarmıhta İsa heykeli ile yandaki Aziz Antoine nin heykeli Luigi Bresciani nin eseridir. Yan apsislerde mozaik ile yapılmış vaftiz ve Son akşam yemeği panoları vardır. Çan kulesi güney apsisinin üzerindedir. Güney tarafında kiliseye paralel iki katlı manastır binası ve kiliseye akar olması için yaptırılmış apartmanlar yer almaktadır.

Saint Antuan Kilisesi