Gece gerdanlık gündüz seyranlık; Mardin

Gece gerdanlık gündüz seyranlık; Mardin

Dicle ve Fırat arasında yer alan Mardin Güneydoğu Anadolu’nun en merak edilen en eşsiz illeri arasında yer almaktadır. İpek yolu üzerinde bulunan Mardin Yukarı Mezopotamya en eski şehirlerindendir. Kendine has mimarisiyle sizi eski tarihe yolculuğa çıkarak olan şehirdir. Buram buram tarih kokan yaşanmışlık gören ve en güzel örfü âdeti taşıyan memleketlerimizden biridir. Suriye’ye sınır komşusudur. Bu olay bizi oraya gitmekten alıkoysa da aslında bunun bir ön yargı olduğunu ben oraya gittiğimde anladım. Bazı yerler hakkında okumak ve yazmak yetmezmiş. Her taşının toprağının anısının olduğu efsanelerin dillerde dolaştığı şehir olmuştur. İnsan içtenliği denilen şey yaşayarak misafir olunarak öğrenilir.

Mardin, içinde bir den fazla kültürü ve dini barındıran o muhteşem şehir. Türkiye’de gezip görülmesi gereken yerlerden en büyüleyici şehir olsa gerek. Sıcak kanlı insanları sizi içine hapseden sokakları, camileri, kiliseleri, manastırları saymakla bitmez gibi.. Sanki size bir şeyler anlatan o tarih kokan sokaklar.. Sizi daha çok gezmeye görmeye teşvik ediyor.

Mardin’e Ne Zaman Gidilir?

Mardin Karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında gidip gelen bir ilimizdir. Dağları yüksek olması nedeni ile kışları soğuk geçmektedir. Kar yağma olasılığı çok düşüktür. Ortalama sıcaklık 0 altına düşmemekle beraber 2-5 arasında değişmektedir. Havanın en soğuk olduğu zaman dilimi ocak ayıdır. Yazları ise oldukça sıcak ve kurak bir hava iklimine sahiptir. 35 derecenin altına çok fazla düşmemekle birlikte çöl iklimi etkisi vardır.

Her yıl eylül aylarında gerçekleşen Uluslararası Sirk Festivali vardır. Bunun yanında Haziran ayında gerçekleşen Uluslararası Kiraz Festivali düzenlenmektedir.

Mardin’de Gezilecek Yerler

Mardin Kalesi

Diğer adıyla ‘Kartal Yuvası’ olarak bilinen Mardin Kalesi, Persler, Romanlar, Sümerliler, Babiller, Asurlar, Mitaniler, Abbasiler, Selçuklular, Arnavutluklar, Karakoyunlular, Akkoyunlular Safeviler ve Osmanlılar döneminde önemini çokça taşımıştır. İçinde bir çok tarihi barındırmış Mardin Kalesi, kimi zaman hüzünler kimi zaman ise zaferler kazanmıştır.

Size Mardin Kalesinin efsanesinden bahsetmek istiyorum.

Mardin Kalesi

Bir rivayete göre ‘’M.S. 330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Sad Bahari isminde bir kral gelip Mardin kulesin de kalır. Rahatsız olan kral kalede kaldığı süre içerisinde iyi olunca kendisine bir kasır yaptırır. 12 yıl burada yaşar. Daha sonra kendi memleketi olan Pars ve Babil’den bir çok asker ve sivil getirip, onları Mardin’e yerleştirir. M.S 442’ den sonra veba salgınından dolayı kaledekilerden sağ kalan olmamıştır.

Tadilat sebebiyle şuan kapalı olan Mardin Kalesine gece gidip görmenizi ve o eşsiz muazzam manzarayı kaçırmamanızı özellikle belirtmek isterim.

Deyrulzafaran Manastırı

Mor Gabriel olarak da bilinen Deyrulzafaran Manastırı şehre 10 dakika uzaklıkta olan Mezopotamya Harikası bir manastır. Mardin’e gidip de Deyrulzafaran Manastırı’nı görmeden gezmeden dönmek olmaz. Günümüzde hala manastır özelliği korunmaktadır. Haftanın 3 günü ayinler düzenlenmektedir. Bu günlerde manastıra girmek mümkün değildir.

Deyrulzafaran Manastırı

Deyrulzafaran Manastırı’nın muhteşem tarihi yansıtan taş nakışları, kemerli sütunları ve kubbeleri beni ilk gördüğümde fazlasıyla büyülemişti. Sanki o milattan önceki zamanlar da yaşamışım gibi hissettim. Manastır, Meryem Ana Kilisesi, Güneş Tapınağı, Azizler evi (Beth Kadişe), Mor Hananyo (Kubbeli Kilise) den oluşmaktadır.

Manastırın ilk kilisesi Meryem Ana’nın Kilisesi’nin apsis kısmında yer alan o tarihi ahşap kapıların üzerindeki Süryani dilinde yazılmış mısralar oldukça ilgi görmektedir. Bu kilisede benim en çok ilgimi çeken yerlerden birisi de mezar odaları oldu. Bu taş mezarlarda zamanında burada görevli olan papazlar oturur haldeyken gömülmüşler. Bu olayı duyduğumda bana oldukça ilginç gelmişti.

Ulu Camii

Gel gelelim taş şehrin simgesi olan Ulu Cami’ye Mardin camilerinin en eskisi olan Mardin Ulu Cami’nde 16 değişik kitabe bulunuyor. Bazı Süryani yazarlar kiliseden çevrildiğini söylerler. Yapı kiliseden çevrilmemiş olsa bile, yerinde eski bir kilisenin bulunması muhtemeldir. Artuklu Dönemi mimarı örneklerinden, dilimli kubbesi ve mimarisiyle Mardin’in sembolü olan Mardin Ulu Camii kayıtlarına göre iki minareli inşa edilmiştir. Günümüz de tek minare mevcuttur.

Harika mimarisi ve taş işçiliğinin mükemmel bir örneğin olan minaresiyle görülmeye ve korunmaya değer bir camidir. Huzurlu bir mekâna sahip olan cami arada derede kalmış olsa da bir duygu aşındırır insana. Yani minarelerin biri yıkılmış olsa bile diğerinin ihtişamı muazzam. Minaresi Mardin’e renk katıyor resmen, şehrin silueti bu minareyle tamamlanıyor. Sanki dikdörtgen kesitli kalın taş payelerle mihraba paralel üç nefe ayrılan camiye avludan dört kapıyla giriliyor.

Mardin Ulu Cami

Avlu da bulunan geleneksel Artuklu çeşmesi insan ömrünü simgeliyor. Su, kaynağından doğuyor ve küçük havuz da çocukluk günlerini tamamlayıp daha büyük olan ikinci havuza, kaçınılmaz sona akıyor.

Bir başka anlatım da ise hayatı simgeleyen büyük havuzdan çıkıp gidiyor. Çeşmenin şekli, suyun geniş ve dar kanallarından akışıyla insan ömrü anlatılmaktadır. Benzetme hoş, felsefe derin. Görmeden efsaneyi iliklerinizde işletmeden geri dönmeyin derim.

Mardin de bu çeşmeyi örnek alınarak yapılan bir çok çeşme vardır.

Mardin'de Nerede Konaklayabiliriz?

Mardin'de konaklamak için bir otele gittiğiniz zaman, otel resepsiyonunun da sizi tıpkı Mardin insanı gibi içten ve samimi karşıladığını görürsünüz. Konaklama yapabileceğiniz otellerden bazıları; Kaya Ninova Otel, Kasr-ı Serçehan Hotel, Büyük Mardin Oteli, Erdoba Elegance Hotel Convention Center olarak sıralanır.

Mardin’de Ne Yemeliyiz?

Kültürü, mimari ve tarihiyle oldukça dikkat çeken Mardin yeme içme kültürü de oldukça harika tatlar içermektedir. Özellikle ete düşkün olan bizler sizlerin de oldukça hoşuna gidecek. Bu tatları değişik kültürümüzü denemeden buradan ayrılmayın. Mezopotamya’nın kalbi meşhur Mardin yemeklerine bir göz atalım. Hepsini yemek pek mümkün olmasa da gerek damağıma gerekse gözüme hitap eden birkaç yemekten bahsetmek isterim. Tabi ki de hepimizin bildiği yemeklerin sırrı kullanın baharatların da saklıdır. Bol biberli ve salçalı yemeklerine eklenen etler kimlerin iştahını açmaz ki? Bu yemeklerin diğer bir özellikleri tabi ki bakır ve gümüş tepsilerinde servis edilmesidir. Oldukça göz doyurucu bence..

İşte O Dillere Destan Olan Lezzetlerin Birkaç Tanesi

  • Kıbbe Dolması

  • Lebeniye Çorbası

  • Haşlama İçli Köfte

  • Soğan Kebabı

  • Kaburga Dolması

  • Çağla Yemeği

  • Sembusek

  • Kiliçe

Gibi bir sürü değişik lezzetlerin mevcuttur. Bu lezzetleri nerede yiyeceğinizi kendiniz görüp karar verebilirsiniz. Böylece daha keyif alırsınız. Sonuçta gezip- görüp keşfetmek bu işin bir lezzeti değil mi?

Ben bu ziyaretimden çok mutlu ve enerji ile ayrıldım o kadar çok gezmeme rağmen enerjim tükenmedi. Bir önemli noktayı sizlere yazımı sonlandırırken söylemek isterim. Mardin’in meşhur sabunlarını ailenize, dostlarınıza almadan dönmeyin.. şimdiden iyi tarih kokan anıtların arasından iyi eğlenceler..